Beldenin kuruluş tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte yerleşmenin çok eski bir tarihe rastladığı bazı verilerden anlaşılmaktadır. Ancak kasaba ahalisi tarafından anlatılagelen bir yerleşme hikayesi vardır. Şöyledir:
Dere kasabasına ilk yerleşenler, barut kaçakçıları imiş. Dere’nin Hamamlık mevkisini yurt tutan bu kişiler zamanla çoğalmış ve Derelileri oluşturmuş. Ayrıca Dere’nin Avşar Türklerinin yerleşkelerinden biri olduğu da bilinen gerçekler arasındadır.
Dere Kasabasının muhtelif mevkilerinde 2500 yıllık ve daha yakın tarihlerden birçok tarihi ve arkeolojik kalıntı vardır. Dere Kasabasına ait Sarot yaylası M.Ö. 300-400’lü yıllarda Leontopolis adı ile bilinen güçlü ve zengin bir şehir devletiydi. Bu yayladaki antik kaya kabartmaları, aslan heykelleri, mezarları tamamen yer değiştirilmiş veya tahrip edilmiştir. Ayrıca yine Dere Kasabası kütüğüne kayıtlı Dibektaşı Yaylasındaki tapınak kalıntısı da Dünyanın en eski ve en büyük iki Kibele anıtından biridir. Bu anıt da geçtiğimiz son birkaç yıl içerisinde, hazineciler tarafından dinamitlenerek patlatılmış ve yok olmanın eşiğine getirilmiştir. Ayrıca Dere’nin batısında yer alan Dalamaz ve Yukarı Dalamaz mevkilerinde de birçok arkeolojik kalıntı olup, bunların birçoğu hazineciler tarafından ya tahrip edilmiş ya da taşınmıştır.
Ayrıca Dere Kasabasında Selçuklulardan kalma bir kemer köprü de bulunmaktadır. Bu köprüde bulunan antik kaya kabartması da son yıllarda yerinden sökülerek hem köprüye zarar verilmiş hem de önemli bir tarihi eser daha kayıplara karışmıştır. Ayrıca bu köprü, bakımsızlıktan yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Binlerce yıldır yaşayan bu eserler özellikle son 10 yılda hazinecilerin de artmasıyla birlikte % 90 oranında yok edilmiştir.
Dere Kasabasının bu denli eski bir yerleşim yeri olmasının nedeni, kanaatimizce, Bozkır, Seydişehir, Akseki (Eskiden ve bugün, Akdeniz’i Konya’ya bağlayan en kestirme yol) ticaret yollarının kesişme noktası, önemli bir ticaret yolu üzerinde olmasıdır.
Kasabanın nüfusu son elli yılda artmadığı gibi, eksilme de olmuştur. Dere, başta İstanbul olmak üzere, Konya Ankara, İzmir; son yıllarda Antalya’ya büyük göç vermiştir. Bunun nedeni tarıma elverişli arazilerin yokluğu ve iş imkanlarının kıtlığıdır.
Belde, adını içinden geçen Çarşamba Çayı’ndan almıştır. Bilinen eski bir adı yoktur. Kasaba var oldu olalı Dere adıyla anılmaktadır.
Bundan 35-40 yıl öncesine kadar Dere’de 25-30 civarında su değirmeni bulunmakta iken bugün bu sayı sadece dörttür. Bu değirmenler hala su değirmeni olup, modernize edilmiş küçük çaplı fabrika görünümü kazanmıştır. Bu tahin değirmenleri, kasabaya iş imkanı da sunmaktadır.Ayrıca köyde az miktarda hayvancılıkla da uğraşılmaktadır. Ayrıca Manavgat yolu üzerinde kurulu olan beldede ticaretle geçimini sağlayan insan sayısı bir hayli çoktur. Tarımla uğraşan yok denecek kadar azdır. Genel olarak beldenin nüfusu yaşlıdır. Kasaba nüfusunun %85’i emeklidir.
Dere Kasabası doğu ve güney doğuda Çağlayan Kasabası, batı ve güney batıda Sorkun Kasabası, kuzeyde Akçapınar Köyü, kuzey batıda Harmanpınar Kasabası ile çevrilmiştir.
Kasabanın karşılıklı dik yamaçlara kurulu ilginç bir yerleşmesi vardır.
Kasabada Akdeniz iklimi ile karasal iklim arasında geçiş iklimi görülür.
Beldenin Hane sayısı 1210 Nüfusu 2868 dir. Dere Kasabası kütüğüne kayıtlı nüfus ise 17.000’in üzerindedir. Gurbetçilerin de dönüşüyle yaz aylarında kasaba nüfusu üçe katlanmaktadır. Kasaba 1974’ten beri belediyeliktir
Beldede tarım alanının olmaması ve diğer iş alanlarının kısıtlı olması nedeniyle aşırı miktarda göç gerçekleşmiştir.
|